Allerjik Hastalıklar ve Tedavileri

En Sık Rastlanan Allerjik Hastalıklar ve Tedavileri

Allerji veya Hipersensivite 

Allerjenler vücutta tek bir organ odaklı olabileceği gibi tüm vücut sisteminde de reaksiyon gerçekleştirebilirler. Bu reaksiyonlar akut, akut öncesi ve kronik olabilir.

   Anaflaktik şok:

Anaflaktik reaksiyon, kısa zamanda ve ani şekilde ortaya çıkan şoka benzeyen belirtiler gösteren ve ölümcül sonuçlara sebep olabilen bir tablodur. Görülme nedenleri arasında en sık penisilinlerin neden olduğu şok tablosu vardır. Kaslarda kasılma, deri döküntüleri, sıkıntılı bir solunum ve boğazda şişlik sonucu nefes alamama gibi durumlarla kendini gösterir. İlerleyen zaman içinde bilinç kaybına kadar gidebilir. Anaflaktik şok tablosu ciddi ve acil bir durumdur, zaman kaybetmeden tedavinin başlatılması şarttır. Bu durumdaki hastaya müdahelede anti-allerjik ilaç uygulaması yapılır. Hava yolunun açıklığında süreklilik sağlanıp oksijen tedavisine alınır şok pozisyonu verilir. Düşük tansiyon için epinefrin gibi kan basıncı yükseltici ilaç uygulamaları da yapılabilir.

   Allerjik astım:

Allerjik astımın ülkemizde görülme oranı %3 civarındadır. Öksürük, balgam çıkarma, nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösteren periyodik tekrarlayan bir sendromdur. Hastalığın oluşmasında rol oynayan allerjenler ve kişinin gösterdiği reaksiyonların farklılığı, allerjik astımın ortaya çıkış şeklinde farklılıklar oluşturur.

Allerjik Hastalıklar ve Tedavileri

Allerjik Hastalıklar ve Tedavileri

Bireyin aşırı duyarlıolduğu allerjik ajamlara maruz kalması sonucu, akciğerlerdeki bronşlarda daralma meydana gelir. Hastalığın temel nedenide budur: daralma ve ödem. Buradaki bronş mukozanın oluşturduğu ödem sonucu bronşiyal aralık daralır. Kişi aldığı havanın hepsini dışarı atamaz ve bunun sonucu kapasite dışı volüm fazlalığı gerçekleşir. Sonuş olarak vücutta daha fazla CO2(kardondioksit) birikmesiyle, O2(oksijen) azalır bu durumu düzeltebilmek için akciğerler daha fazla havalandırmaya ihtiyaç duyarak hiperventilasyon(daha sık nefes alma) yapmaya başlar.

Allerjik astımlı hastalarda koyu ve yapışkan bir balgam çıkarırlar. Bu balgamın içinde beyaz-sarı renkli iplikçilerin (crushman) görülmesi allerjik astımda ayırıcı tipik bir bulgudur.

Allerjilerin tümünde olduğu gibi allerjik astımda en temel tedavi şekli kişinin allerjenden uzak tutulmasıdır. Örneğin hastanın ev tozu allerjisi varsa, yatak odası ve en sık kullandığı ortamlar tozdan arındırılmalı ve az eşya olması sağlanmalıdır. Diğer tedaviler allerjinin ortay çıkardığı sonuçlara yönelik uygulanır.

Bilinmesinde fayda var: allerjik astım, allerjik rinit, allerjik nezle ve üst solunum yollarındaki allerjik reaksiyonlarda enjeksiyon olmadığı için çoğu zaman antibiyotik tedavisi yoktur. İkincil olarak gelişmiş bir enfeksiyon varlığında antibiyotik tedavisi başlayabilinir. Daha çok bronş açıcı denilen(bronkodilatörler) ilaçlar uygulanmaktadır. Alınan sıvı miktarı arttırılarak koyu balgamın daha rahat atılması sağlanmalıdır.

   Allerjik nezle ya da allerjik rinit:

Burnun iç mukozasında allerjik reaksiyona bağlı oluşan akıntı, dolgunluk hissi, çoğu zamanda göz kaşıntısı ve öksürüğünde eşlik ettiği bir hastalıktır. Sıklıkla polenler, ev tozları allerjiyi başlatır. Bazı allerjik rinitlerin mevsimlerle bir ilişkisi yokken ve bir yıl boyunca devam eden belirtilerle kendini gösterirken bazı rinitlerde de mevsimsel olarak kendini gösterir. Saman nezlesi olarak da bilinen hastalıkta, her yıl ilkbahar ve sonbahar aylarında bulgular tekrarlar.

Allerjik rinitte burun uçuk pembe renkte ve ödemli bir görünümdedir. Temiz beyaz gelen akıntı vardır ve burun iç duvarında kaşıntı ve yanma hissi ile birlikte ortaya çıkar. Bazı durumlarda ödem nedeniyle burun delikleri tamamen tıkanabilir. İç kulakta östeki tüplerinde ödem oluşabilir ve bu durum baş ağrısına yol açabilir. Gözlerde sulanma, kulakta, yumuşak damakta ve yutakta kaşıntı oluşabilir.

Tedavi şekli kişinin allerjenden uzak tutularak başlar. Antihistaminik(anti-allerjenik) tabletler ve ödem giderici burun damalaları sık uygulanan tedavi şeklidir. Önemli bir nokta ise burun damlalarının sürekli kullanılmaması gerektiğidir. Bu damlaların içindeki kortikosteroidler zamanla kronik rinite neden olbilir. İdeal süresi 5 günlük dozdur.

Allerjik rinit sonrasında ortaya allerjik astım,  sinuzit, orta kulak iltihabı, burun kanamaları gibi istenmeyen durumlar oluşabilir. Bunlar daha çok tedavi almayan kişilerde görülür.

   Besin allerjisi:

Besinlerin allerjen olarak duyarlılık gösterdiği kişilerde reaksiyon olarak ortaya çıkar. Bazı durumlarda besin allerjisi ile gastrointestinal(sindirim sistemi) allerjiler birlikte ele alınır. Besin allerjisinde belli bir organ tutulumu yoktur. Kimi zaman deri, kimi zaman bağırsaklarda tutulum görülür. Besinlerin allerjik reaksiyon oluşturmasında çoğu zaman yanlış pişirme yöntemlerininde payı vardır. Az pişen yemeklerin ve kızartılarak hazırlanmış besinin allerjik reaksiyon riski biraz daha yüksektir. Belirtiler genellikle besinin alımından 12 saat sonra ortaya çıkabilmektedir.

Besin allerjisine neden olan besinlerden bazıları şunlardır. Anne sütü, inek sütü, yumurta, et türleri, balık, buğday, mısır, pirinç, çavdar, muz, kavun, çilek, elma’dır. Yapay renklendiricili hazır gıdalarda besin allerjisine neden olabilir. Fındık ve fıstık kuruyemişler içinde hazır gıdalarda sucuk pastırma, salam ve sosis türleri allerjiye neden olabilir.

Vücudun aşırı duyarlılık tepkileri besinin ilk defa yenmesinde ortaya çıkabileceği gibi daha sonrada ortaya çıkabilir. Bu duyarlılığın ise anne karnında oluştuğu düşünülmektedir.

Besin allerjisi olan kişide ishal, ağız kokusu, baş ağrısı, deri döküntüleri, kas ağrıları, ciltte solukluk, karın ağrısı, terleme ortaya çıkabilir. Tedavideki en etkili uygulama, allerjik besinin saptanması kişinin diyetinden çıkarılmasıdır.

   Ürtiker (kurdeşen):

Deride kabarık, etrafı kızarık ve büyüklüğü birkaç milimetreden bir santimetereye kadar değişebilen kaşıntılı ödem plakalarının varlığı olarak görülür. Nedenleri arasında sıklıkla aspirin, penisilin, vitamin, ağrı kesici ilaçlar, yapay besin boyaları, böcek ısırmaları, hayvan tüyleri, kozmetikler, aşırı sıcak ya da soğuk gibi etkenler bulunmaktadır. Ürtiker çıkmadan önce deride kaşıntısı başlar ve ürtiker plakları tüm vücutta görülebilen bir yayılım sergileyebilir.

Ürtiker 48 saat içinde kendiliğinden kaybolur ve tekrar yenisi ortaya çıkabilir. Bu durum 6 haftadan az sürüyorsa akut ürtiker olarak yorumlanır. Ürtikerlerin yayılış şekline ve görüntüsüne bakılıp allerjenin saptanması pek de mümkün değildir. Bu sebeple tedavide eliminasyon yöntemi uygulanarak allerjik reaksiyon oluşturabilecek faktörlerin zamanla yaşamından azaltılması ile her geçen günkü ilerleme durumuna bakılır. Ürtikerin neden olduğu durumları hafifletmeye yönelik ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

   Allerjik hastalıklarda ki tek etkin yöntem allerjenden uzaklaşmaktan geçer.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.