B Kompleks Vitamini Nedir Çeşitleri Nelerdir

B Kompleks Vitamini Nedir Çeşitleri Nelerdir

B kompleks vitamini Nedir?

B kompleks vitamini, hücre metabolizmasının düzenli çalışması için gereken, sinirsel ve vücut fonksiyonlarını düzenleyen, suda eriyen dolayısıyla depolanamayan inorganik maddedir. Vücuttaki enzimlerin çalışması için önemli koenzimleri oluşturur. Konsantrasyon, hafıza gücü ve bilinçsel performansta artış sağlar ve beyni strese karşı korur.  B vitaminleri, Alzheimer, felç gibi birçok rahatsızlığı yavaşlatabilir hatta önleyebilir. Büyüme, gelişme ve hayati fonksiyonlarda oldukça önemlidir. B kompleks vitamini alt gruplara ayrılır.

B kompleks vitaminleri nelerdir?

B1, diğer adıyla tiyamin,

Anevrine, anti beri beri vitamin veya antioritik vitamin olarak da bilinir. Tahıllarda, baklagillerde ve yoğun olarak kepekli un ve bira mayasında bulunur,  glikojen metabolizması üzerinde oldukça etkilidir. Şeker hastalığını, doku sertleşmesini ve sinirsel hastalıkları önlemeye yardımcı olur. Suda eriyen bir vitamin olduğundan, haşlanan yiyeceklerde veya yüksek ısıda (pişirme-kızartma-konserve) besinlerdeki miktarı azalır. Eksikliğinde, kalp ve nörolojik rahatsızlıklar, beriberi hastalığı hatta ciddi bir beyin rahatsızlığı olan Wernicke-Korsakoff görülür. Ayrıca glikoz metabolizmada tam okside olamayacağından sinirlere zarar veren pirüvik asit oluşumu artar. Gebeler, yoğun alkol kullananlar, yaşı ilerlemiş bireyler ve yoğun stres altındakiler B1 vitamini eksikliğinde risk grubundadır. Antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve karbonhidratça yüksek diyet B1 gereksinimini arttırır. Sağlıklı bireyde günlük gereksinim 1.5 mgdır.

B2, diğer adıyla riboflavin,

G vitamini olarak da bilinir. 1933 yılında sütten izole edilmiştir. Bu yüzden laktaflavin de denilir. Yeşil yapraklı sebzelerde, süt ve süt ürünlerinde en az olarak da tahıllarda bulunur. Tüm bitkiler ve mikroorganizmalar tarafından sentezlenebildiği halde hayvanlar tarafından sentezlenemez. Haliyle bağırsak florası da riboflavin üretir ancak organizma için bu miktar yetersizdir. Tahıl ağırlıklı beslenen bireylerde eksikliğine sık rastlanır. Riboflavin, antioksidan özellik gösterir ve serbest radikallerin zararlarını önleyen glutatyon üretimini sağlar. Hücre enerji üretimini arttırarak migren tipi baş ağrılarını giderir. Tiroid sağlığını korur. Derinin, tırnakların ve saçların oksijen kullanımı arttırarak kepeği giderir. Gözü korur ve katarakt oluşumunu önler. Kırmızı kan hücreleri oluşumu için gereklidir. Mineral emilimini arttırır. Kanser hücrelerinin yayılmasını, HIV/AIDS ilerlemesini  ve yaşlanmayı yavaşlatır. B6 vitamini ile birlikte kullanıldığında Karpal Tünel Sendromu tedavisinde etkilidir. Riboflavin fazlalığı idrarı koyu sarı hale getirir. Yüksek ısıdan ve ışıktan hemen etkilenir. Eksikliğinde, ışığa karşı duyarlılık, gözlerde katarakt, yanma ve kornea hasarı,  deride ve dudakta yaralar, çatlaklar, iltihaplanmalar, uçuk olur, pellegra görülür. Bireyde sersemlik veya öğrenme güçlüğü izlenir. Böbrek üstü bezleri sağlığını kaybeder. Ciltte kırışıklıklar artar. Gebelikte eksikliği bebek gelişimine zarar verir. Alkolizmde, yaşı ilerlemiş bireylerde, yoğun streste, antibiyotik veya doğum kontrol hapı kullananlarda, ülser hastalarında, sindirim sisteminin bir bölümü operasyonla alınanlarda, sporcularda, ağır yanık bulunanlarda riboflavin ihtiyacı çok daha fazladır. Sağlıklı yetişkinde günlük gereksinim 1.2-1.7 mgdır.

B3, diğer adıyla niyasin,

İnositol hexaniacinate, nikotinamid ve nikotinik asid olarak da bilinir. Bu isimlendirmeye niyasinamid de dahildir çünkü niyasinamid vücuda alındığında niyasine dönüşür. Niyasin için PP kısaltması kullanılır. Bu kısaltmanın açılımı Pellegra Preventing (Pellegra önleyici) dir. Niyasin, nikotinin yükseltgenmesi sonucu oluşmuştur. İsmi de nikotinik asit + vitamin den türetilmiştir. Hayvansal ürünlerde, baklagillerde, havuç, brokoli, hurma, kuzukulağı, meyan kökü ve papatyada bulunur. Vücut, süt ve yumurtadaki proteinlerde bulunan triptofandan niyasin sentezleyebilir. Isı ve ışığa karşı dayanıklıdır. Cinsiyet hormonu sentezinde görevlidir. Şizofreni gibi psikolojik ve zihinsel hastalıkların tedavisinde rol oynar. Kan şekerini ve kolesterolü düzenler, dolaşımı arttırır. DNA tamirinde görevlidir. Sinir sistemi sağlığında rol oynar. Yağ yakıcı özelliği bulunur. Kemik ve ekleminin iltihaplanması olan osteoartrit tedavisinde kullanılır. Alzheimer riskini azaltır. Toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında rol oynar.  Amerika’da Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nde yapılan araştırmaya göre B3 vitamini, yaşa bağlı zihinsel yıpranmayı yavaşlatmaktadır. Yüksek dozdaki niyasin, karaciğer hasarı ve ülsere yol açabilir.Ayrıca ateş basması, ciltte kızarıklığı ve kalp çarpıntısına neden olabilir. Gut ataklarını başlatabilir. Nİyasinin kısmi eksikliği, metabolizma yavaşlaması ve soğuğa dayanıksızlığa neden olur. Ciddi eksikliğinde ise, kanser riski artar, zihin bulanıklığı, depresyon, halüsinasyon görülebilir. Niyasin eksikliği pellegraya yol açar. Pellegra da dermatit, diyare ve demansa neden olur. Deride güneş ışığı gören alanlarda pul pul döküntüler gelişir. Sinirlilik, iştah kaybı ve diş eti hassaslaşması,diş çürümesi ve ağız kokusu eksiklikte görülen durumlardandır. Alkolizm, başlıca eksiklik nedenidir. Sağlıklı yetişkinde günlük gereksinim 14-16 mgdır.

B Kompleks Vitamini Nedir Çeşitleri Nelerdir

B kompleks vitamini, hücre metabolizmasının düzenli çalışması için gereken, sinirsel ve vücut fonksiyonlarını düzenleyen, suda eriyen dolayısıyla depolanamayan inorganik maddedir. Vücuttaki enzimlerin çalışması için önemli koenzimleri oluşturur. B kompleks vitaminleri: B1 (tiyamin), B2 (riboflavin), B3 (niyasin), B5 (Pantotenik Asit), B6 (Piridoksin), B7 (Biyotin), B9 (Folik asit), B12 (siyanokobalamin)’den oluşmaktadır.

B5, diğer adıyla Pantotenik Asit,

1939 yılında pirinç kabuklarından izole edilmiştir. Tüm hayvansal ve bitkisel kaynaklı besinlerde bulunduğundan dolayı “her yer” anlamına gelen “Panthos” kelimesinden adını almıştır. Dana etinde, tüm tahıllarda, soyada, brokolide, kuru yemişlerde, bira mayasında, maya özünde, tavuk, balık, yumurtada bulunur. B5 vitamininin en çok kalsiyum pantoten formu kullanılır. Bağırsaklarda az miktarda sentezlenir. Depresyonu önler. Anti stres vitamini de denir. Kırmızı kan hücreleri ve antikor üretimini sağlar. Alkolizm, karaciğer sirozu, kabızlık, alerji ve mide ülseri tedavisinde kullanılır. Enerji metabolizmasında, büyüme ve gelişmede etkilidir. Karaciğeri korur. Saç uzamasında etkilidir.Cilt yaşlanmasını geciktirir.  Osteoartrid tedavisinde etkilidir. Akne tedavisinde, yaraların ve yanıkların iyileşmesinde etkilidir. Toksik madde atımında görevli Koenzim A ‘nın yapısında bulunur. Suda çözünen ve depolanamayan vitaminlerden olduğu için fazla alımı tehlike oluşturmaz, fazlası idrarla atılır. Ancak bazı durumlarda fazla alımı diyareye yol açabilir. Tüm besin maddelerinde bulunduğundan eksikliğine de pek rastlanmaz. Eksiklik olduğunda baş ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, saç dökülmesi problemleri gelişir. Akne oluşumu, sinirsel sıkıntılar, doğumsal bozukluklar, nefes alıp vermede sorun, ellerin titremesi, kas spazmları ve kramp oluşumu eksikliğinin belirtilerindendir. B5 vitamini, ısıya, asitlere ve bazlara karşı dayanıksızdır. Besinin pişirilmesi, dondurulması veya rafineri edilmesi halinde vitamin yok olur. Alkolizmde, gebelikte veya doğum kontrol hapı alanlarda vitamin ihtiyacı artar. Sağlıklı yetişkinde günlük gereksinim 10 mgdır.

B6, diğer adıyla Piridoksin,

Ham pirinçte, buğday ekmeğinde, toz acı biberde, antep fıstığında, sarımsakta, ciğerde yüksek miktarda bulunur. Ayrıca tavuk, balık, muz, avakado, ıspanak, ay çekirdeği, nohut, patates, erik ve kuruyemişte  bulunmaktadır. Piridoksin, alyuvar sentezinde, sinir sisteminde nörotransmitter madde sentezinde görevlidir. Dokulara taşınan oksijen miktarını arttırır.  Hücre üretiminde rol oynar. Cildi kanserden ve serbest radikallerin oluşturacağı zararlardan korur. Damar tıkanıklıklarını önler ve kalp krizi riskini düşürür. Prostaglandin ve enzim sentezinde rol oynar. Ayrıca özellikle ruh sağlığı için hayati önem taşıyan mutluluk hormonu olarak da bilinen Serotonin sentezinde görevlidir. Ağrıya karşı duyarlılık oluşturur. Uyku düzenininde etkilidir. Bağışıklığı güçlü tutar. Adet öncesi gerginlikte tedavi amaçlı kullanılır. Böbrek taşının oluşmasını önler. Karpal Tünel Sendromu ve artrit tedavisinde etkilidir. Özellikle gece oluşan bacak kramplarını önlemede etkilidir. Vücuttaki karbonhidratın işlenmesi için gerekir. Bu nedenle özellikle fiziksel güç gerektiren aktivitelerden önce alınan vitaminlerdendir. Sülfür veya metil içerikli bileşiklerin vücut içi organizasyonunu düzenler. Tip2  Diyabet, kalp hastalığı ve obezite riskini düşürür. Depresyon ve sabah kusmalarının tedavisinde kullanılır. Egzama ve sedefi önler, kepek oluşumunu engeller.  Yüksek doz piridoksin, toksik etki oluşturur. Vücutta kilo alımına meyil artar, sinir sistemi olumsuz etkilenir. Bireyin hareketlerinde dengesizlikler gözlenir. Beyinde L-Dopa etkinliğini azaltarak Parkinson tedavisini olumsuz etkiler.  Sigara ve alkol kullanımı, antibiyotikler, kemoterapi, Parkinson tedavisi, antidepresanlar ve anemi eksikliğe neden olur. Piridoksin eksikliğinde, sinirlilik, halsizlik, kas güçsüzlüğü, iştah kaybı, ani tepkiler gözlenir. Ağızda ve dudaklarda yaralar, uçuk, saç dökülmesi, böbrek taşı, dermatit gözlenebilir. Kişide hafızanın zayıflaması ve çarpıntı şikayetleri de gelişir. Sağlıklı yetişkinde günlük gereksinim 1.2-1.3 mgdır.

B7, diğer adıyla Biyotin,

H vitamini olarak da bilinir. “H”,  Almanca saç ve cilt anlamına gelen “Haar-Haut” kelimelerinden gelir. B nedenle biyotin, güzellik vitamini olarak da bilinir. Asitlere bazlara ve sıcaklığa dayanıklıdır. Hem ve demir metabolizmasında etkili karboksilazların yapısında bulunur. Ekmek mayasında, hardal tozunda, tavuk ciğerinde, kuru yemişlerde, yumurta sarısında, sütte, balıkta, fesleğen ve toz acı biberde  bol bulunur. Bakteriler tarafından bağırsakta da üretilir.  Biyotin, karboksilazların yüzeyinde karbondioksit taşır. Tırnak ve saçları güçlendirir, sağlıklı uzamalarını sağlar. Oksijenli solunumdaki sitrik asit döngüsünde rol oynar. Kan şekerini düzenler ve şeker hastalarının organlarını harabiyete karşı korur. Bebeklerdeki deri döküntüsünde ve diyabetin neden olduğu sinirsel ağrılarda tedavi amaçlı kullanılır.İnce bağırsaklarda emilimi arttırır. Ter bezlerinin ve erkek eşey organlarının sağlıklı çalışmasını sağlar. Vücuttaki fazla yağları yakarak zayıflamaya yardımcı olur. Kolesterol seviyesini azaltır, kalp sağlığını korur. Crohn Hastalığı, Parkinson, Rett Sendromu ve periferik nöropati hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Hızlı kilo kaybını önler. Saç besleyici özelliğinden dolayı şampuanlarda, cilt besleyici özelliğinden dolayı da kremlerde kullanılır. Yumurta akında bulunan avidin proteini, biyotin emilimini engeller. Yüksek doz kullanımı diyabetiklerde kan şekerini düşürmek üzere tavsiye edilebilir. Aşırı biyotin idrarla atılır. Alkolizmde, sigara bağımlılarında, antibiyotik kullananlarda, antikolvüzan tedavisi görenlerde, gebelikte, anti-nöbet (sara) ilaç tedavisinde, düzenli çiğ yumurta tüketenlerde vitaminin eksikliği görülür. Eksikliğinde, demir metabolizması ve karboksilaz enzim aktivitesi bozulur. Saçlar ve tırnaklar kolayca kırılır ve yavaş uzar. Saç telleri incelir. Mantar enfeksiyonlarına duyarlılık artar. Halüsinasyonlar ve hafif depresyon ortaya çıkar. Kurumuş kafa derisi görülür. Kas yorgunluğu oluşur. Bebeklerde sınırlı büyüme görülür. Kol ve bacaklarda karıncalanma görülür. Ciddi boyuttaki eksikliğinde ise hayati işlevlerin zayıfladığı patolojik uyku durumu olan letarji görülür. Sağlıklı yetişkinde günlük gereksinim 40 mcgdır.

B9, diğer adıyla Folik asit,

folat, folisin, folat-polisin isimleriyle de bilinir. Latince’ de yaprak anlamına gelen “folum” kelimesinden gelmiştir. Yeşil yapraklılarda bol bulunduğundan bu adı almıştır. Folik asit adı da yaprakta bulunan asit anlamına gelmektedir. Folat adı, besinlerden alınan doğal hali için, folik asit ise üretilen, sentetik hali için kullanılır. Isıya ve aside karşı dayanıksızdır. İnce bağırsakta bakteriler tarafından sentezlenebilir. Yeşil yapraklı sebzelerde özellikle ıspanakta, balkabağında, papayada, karaciğerde, turunçgillerde, kuru baklagillerde, tahıllarda, pancarda, böbrek ve ciğerde bulunur. Görevini tam yapabilmesi için C vitaminine ihtiyaç duyar. Folik asit, hücre bölünmesinde, yenilenmesinde ve hücre genetik yapısında görevlidir. Antikor oluşumu ve kan yapımında rol oynar. Kanda homosistein oluşumunu engeller. Anne karnındaki bebeğin özellikle merkezi sinir sisteminin gelişiminde çok önemlidir. Doğuştan gelen yarık damak-dudak rahatsızlığını önler.  Bu nedenle gebelikte folik asit takviyesi yapılmaktadır. Kalp ve sinir hastalıkları riskini azaltır. Meme kanseri ve kolorektal adenom riskini azaltır. Uykuyu, psikolojik davranışları ve iştahı düzenler. Megablastik kansızlık tedavisinde, demir ile birlikte kullanılır. Demansı (bunama) önler. Glikojen depo hastalıkları, boyun tümörü, yumurtalık tümörü, rahim tümörü, ateroskleroz, huzursuz bacak sendromu tedavisinde kullanılır. İhtiyaçtan fazla folik asit alımı, B12 eksikliğini gizler, B12 eksikliğinin giderek artmasına neden olur. Aşırı folik asit, böbrekte kristalleşme, şişkinlik, gaz, bulantı ve iştah kaybına neden olur. Folik asit, koyu idrara, deride döküntüye ve diyareye yol açabilir. İlerleyen yaşta, gebelikte, doğum kontrol hapı kullanımında, yoğun aspirin kullanımında, kronik karaciğer ve sara hastalarında, sigara ve alkol tüketiminde, kolesterol düşürücü ilaç kullanımında, idrar söktürücü ilaç kullanımında, antibiyotik kullanımında folik asit ihtiyacı fazlasıyla artar. Folik asit eksikliğinde, , depresyon, saç beyazlaması, kilo kaybı, ara ara olan ishal, nefes darlığı, solgunluk görülür. İlerleyen dönemlerde ise pernisiyöz anemi, periferik nöropati ve megablastik kansızlık izlenebilir. Sağlıklı yetişkinde günlük gereksinim 400 mikrogramdır.

B12 diğer adıyla siyanokobalamin,

Yapısındaki kobalttan dolayı bu ismi almıştır, kobalamin de denilir. Hayvansal gıdalarda bulunur. Bitkisel gıdalarda genelde yoktur ancak satın alınan bitkisel gıdada içerikler kısmına bakarak b12 içerip içermediğini anlayabilirsiniz. Vejetaryen beslenen kişiler B12 takviyesi mutlaka almalıdır. Bazı kahvaltı gevrekleri B12 ile güçlendirilmiştir. B12 hapları ve iğneleri bulunmaktadır. B12 asit, baz ve sıcaklığa dayanıksızdır. Haşlanan besin maddesini, vitaminini suya bırakır. B12, diğer suda eriyen vitaminlerden farklı olarak depolanabilir. İnsan vücudu 5 yıl yetecek kadar B12 depolayabilir. Hücre tamirinde, protein sentezinde, DNA sentezinde rol oynar. Kırmızı kan hücresi oluşumunu sağlar. Cilt, saç, tırnak sağlığında önemlidir. Saçların ve tırnakların sağlıklı uzamasına yardımcı olur. Kanseri ve anemiyi önler. Kronik yorgunluk ve depresyonla savaşır. Çölyak hastalığı, Crohn hastalığı ve lösemi tedavisinde kullanılır. Astıma da iyi gelir. Hafızayı güçlü tutar, öğrenmeyi arttırır. Asetilkolin üretimini arttırır. Doğurganlığı korur. Hafızada oluşan hasarları giderir. Pankreas bezi yeterli çalışmayanlarda, kronik alkol kullananlarda, ilerleyen yaşta, mide ameliyatı geçirenlerde ya da midesinde yeterli asit olmayanlar ile midesinde helikobakter pilori bakteri barındıranlarda, Gut hastalığı tedavisi görenlerde vitaminin ihtiyacı fazlasıyla artar ve eksikliği sık görülür. B12 eksikliğinde, yorgunluk, kulakta çınlama, sabahları yorgun uyanma, iştah ve kilo kaybı, kabızlık, sinir lifleri miyelini kaybı, ağız ve dilde ağrı görülür. Bebeklerde eksikliği ise büyüme geriliğine hareket sorunlarına ve megaloblastik anemiye yol açar. Sağlıklı yetişkinde günlük gereksinim 2.4 mcgdır.

Recent search terms:

  • kompleks b vitamini nedir (1)

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.