Beyin Tümörü Nedir Belirtileri Tedavisi

Beyin Tümörü Nedir Belirtileri Tedavisi

Beyin Mekanizması

Bir Organ Olarak Beyin ve Uzantıları

Beyin organı vücut ağırlığımızın %2’si kadar bir ağırlığa sahip olsada, oksijen tüketiminin %20’si ve glikoz tüketiminin%70’i beyin için kullanılmaktadır. Eğer beynin belli bir bölgesinde kan akımı azalır veya durursa, etkilenen bölüm hem oksijensiz hem de glikozsuz kalır. Bu şekilde devam eden bir olgu sonunda, 1-2 dakika içinde beyin hücreleri geri dönüşümü olmayacak şekilde etkilenir ve yıkım gerçekleşir. Bu sebeple beyinde gerçekleşen her hastalık beyin sağlığı için çok önemli olup, takip edilmesi gereken bir durumdur.

Serebrum (beyin) hemisfer adı verilen iki ayrı (sağ ve sol) bölümden oluşmaktadır. Bu hemisferler medial longitudinal fissür (uzunlamasına orta fasikül) ile birbirlerinde ayrılırlar. Hemisferler çıplak gözle görülebilen girinti (sulkus) ve çıkıntı (girus) gibi oluşumlara sahiptir. Beyinimizde serebrel korteks, konuşma merkezleri, internal kapsül, bazal ganglionlar ve koklama alanları mevcuttur.

Serebral korteks: Bilinen akıl ve zeka merkezidir. Sinirsel mekanizmaların en son birleşim yeridir.
Konuşma merkezleri: Serebral hemisferlerin çeşitli yerlerine dağılmıştır.
Internal kapsül: Beynin duysal liflerinin birleşip oluşturduğu sıkı banddır.
Bazal Ganlialar: Her hemisferin tabanına yerleşmiş olup korteksin düzenlediği vücut hareketlerinin kontrol yerleridir.
Koklama alanları: Koku; beynimizde talamus adı verilen duyuların işlendiği istasyona uğramadan direk geçiş yapan tek duyudur.

Beyin Tümörü Nedir Belirtileri Tedavisi

Beyin Tümörü Nedir Belirtileri Tedavisi

Her lob sağ ve sol olarak iki tanedir. Sağ lobtaki bir hastalık vücudun sol bölgesinde, sol lobtaki bir hastalık da aynı şekilde sağ bölgede kendini gösterir. Beyin temel olarak 4 temel lobdan oluşur. Bunlar; Frontal lob (ön), parietal lob (yan), oksipital lob (arka), temporal lobdur (şakak). Frontal lob kişiliğin, sosyal davranışların ve süperegonun kontrol merkezidir. Bu merkezdeki bir pataloji kendini grasping refleks ile belli eder. (Avucuna konan her şeyi yakalama, kavrama refleksi). Pariatel lob duyusal sahadır. Ayrıca büyüklük, şekil, mesafe algısını ayarlar. Burada ki bir patolojide; okuma yazmada zorlanma, sağı ve solu karıştırma, hissetmenin zorlaşması gibi sorunlar gözlenir. Temporal lob dinleme ve anlama merkezidir. Bu bölgedeki bir patoloji kendini; unutkanlık, olmayan kokunun var olduğunu sanma ve baş ağrıları gibi durumlarla gösterir. Oksipital lob özellikle görme konusunu işleyen alandır. Bu lobta bir patoloji oluştuğunda görmede kararma oluşur.

Beyin Sapı: Omurilik yapısının beyinle birleşmesini sağlar. 4 bölümde ele alınmaktadır.

1) Diensefalon: Beynin derinliklerinde yer alan gri cevher kitlesidir. Kendi içinde iki bölümü vardır.
a) Talamus: Her türlü uyarıyı alan, kaydedip kortekse ileten kısımdır. (koku hariç)
b) Hipotalamus: Açlık ve susuzluk merkezidir. Kalp atış hızının ayarlanmasından, terlemeden, korku ve kızgınlık gibi duyguların işlenmesinden sorumludur.

2) Orta beyin: Beyin sapı ve hemisferler arasında ki akışı sağlayan bölümdür.

3) Pons: 5., 6., 7. ve 8. kranyal sinirlerin geçtiği bölümdür.

4) Medulla oblangata: Beynin sağ yarısının sol tarafı, sol yarısının da sağ tarafı kontrol etmesini sağlar.

Beyincik (serebellum): Tüm vücut kaslarının, hareketlerinin ve kasılma zamanının kontrol merkezidir. İstemli hareketlerin serebellum olmadan da yapılabileceği bir gerçektir. Fakat düzensizce ve beceriksizce gerçekleşir. Burada meydana gelen bir hastalık motor hareket kabiliyetinde bozukluk ile kendini gösterir. (asinerji)

Beyin Tümörü

Tümörler yerleşim yeri tutulumu ve köken hücre açısından alt gruplara ayrılmaktadır.

1) Primer tümörler: Beynin destek doku hücreleri olan glial hücrelerden kaynaklı gliomalar, en sık görülen beyin tümörlerindendir. Beyin tümörleri beyin içinde veya dışında yerleşimli olabilir. Beyin içinde en sık görülen tümör çeşidi gliomalardır. Beyin dışında olanlar ise daha çok meningiomalar ve kranyal sinir tümörleridir. Meningiomaların çoğu iyi huylu ve kapsüllü bir yapıdadır.

2) Metastatik beyin tümörleri: Beyin mörlerinin yaklaşık yüzde 20 kadarını oluştururlar. Metastatik oluşan bu tümör, kadınlarda daha çok meme kanserinden, erkeklerde ise akciğer kanserinden köken almaktadır. Metastatik tümörler genellikle çok hızlı ilerlerler. Yerleşim yeri uygun ve yapıca küçük olduğunda cerrahi işlem uygulanabilse de, çoğunda cerrahi  işlem önerilmemektedir.

3) Granülomalar: Granülasyon dokusu kaynaklı tümörlerdir.

Beyin Tümörü Belirtileri ve Bulguları

Tümörün bulunduğu yerleşim yeri, tümörün sitolojik özelliği (hücresel) ve büyüme hızı, belirti ve bulgularda farklılıklar yaratır. Bulgular, tümörün bulunduğu alandaki beyin dokusunun hasarıyla, etkilenen bölgenin görevindeki bozulmalarla kendini gösterir. Genel belirtilerin gözlemlenmesinin nedeni büyüyen tümör ile kafa içi basıncın artmasından kaynaklı fonksiyon bozukluklarıdır. Tümör dokusu büyürken çevresinde ödem oluşturur ve bazen de kanama gerçekleştirir. Klasik üç beirti görülür; baş ağrısı, bulantı kusma, papilödem (görme sinirleri ile ilgili).

Baş ağrısındaki tanımlama; derinlerde hissedildiği ve künt tarzda olduğu yönündedir. Genelde, sabah saatlerinde olması beklenmeyen baş ağrılarına sahip olmak, belirtiler arasında sayılabilmektedir.

Bulantı kusma belirtisi ise medulla oglangatadaki emetik (kusma) merkezinin uyarılması ile görülür. Kusma bulantısız fışkırır tarzda olabilmektedir.

Papilödem ise artan kafa içi basıncının optik sinirleri etkilemesi ile oluşur. Papilödemin sürekliliği, optik (görme) sinirinin küçülmesine ve önemli derece görme kaybına neden olabilir. Çoğu zaman da nöbet, baş dönmesi ve mental bozukluklar (uyku hali, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk..) beyin tümörüne işaret edebilir.

Beyin Tümörü Teşhisi

Tanı koymadaki ilk kriter hastanın öyküsü ve nörolojik muayenesidir. Tanı testleri olarak Bilgisayarlı tomografi (BT), magnetik rezonans (MR),  kafa ve akciğer grafisi (metastatik karsinomu belirleyebilmek için), EEG (Elektro Ensefalo Grafi) ve beyin sintigrafisi gibi testlerdir. Daha ayrıltılı görüntüye ulaşmak için BT ve MR çoğu zaman kontrast madde içeren ilacın damardan verilmesiyle yeniden çekilebilir. Hastaya BT uygulanacaksa 6-8 saat aç kalması istenir. Çünkü kontrast madde kişide bulantıya sebebiyet verebilmektedir. Önemli olan hastanın iyot allerjisinin olmamasıdır.

EEG ise nöbetlere yol açan hastalıkları taramada kullanılmaktadır. Beynin elektriksel aktivitesinin ölçülme işlemidir. Bu işlem öncesi hasta 24-48 saat çay, kahve, kola, alkol gibi uyarıcı içecekler ve trankilzan grubu ilaçlar almış olmamalıdır. EEG çekilirken hastanın rahat ve gevşemiş olması gerekir.

BOS (Beyin Omurilik Sıvısı): Beyin ve spinal kord etrafında koruyucu bir yastık görevi yaparak, beyni kafa içi basınç değişikliklerine karşı korur.

LOMBER PONKSİYON (LP): Bu yöntem ile L3-4 veya L4-5 omurları arasından iğneyle girilerek BOS alınması yada bu kısıma madde enjekte edilme ile yapılır. Tedavi amacıyla yapılanlara örnek olarak spinal anestezi ve BOS alınma işlemleri sayılabilir. Kafa içi tümör gibi bir lezyon sebebiyle kafa içi basınç artmışsa hastaya LP UYGULANMAZ. Kafa içi basıncın ani düşmesi beyinde fıtıklaşmalara ve medulla oblangatada ki merkezi bası altında bırakarak ani ölüme sebep olabilmektedir. Tanı amaçlı uygulamada BOS’un basıncı ölçülür.

Beyin Tümörü Tedavisi

Beyin tümöründe de diğer kanserlerde olduğu gibi erken teşhis çok önemli bir yere sahiptir. Tedavi tümörün özelliğine, yerine ve hastanın durumuna göre belirlenmektedir. Eğer şartlar elveriyorsa cerrahi işlem uygulanabilinir. Cerrahi işlem uygulanmış ise ardından çoğu zaman radyoterapi ve kemoterapi uygulanır. Arkada kanserli hücre bırakmamak için. Radyoterapi işlemine çoğu zaman tümörü küçültme amaçlı baş vurulur. Beyin tümöründe artmış bir kafa içi basıncı vardır ve bu sebeple hastaya çoğu zaman ameliyat öncesinde ve sonrasında kortikosteroid denilen bir grup ilaç uygulanabilir. Yine kafa içi basıncı azaltmada etkili ilaçlardan biride mannitoldür.

Cerrahi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler :

Cerrahi sonrası hasta sağlık personelinin söylediği şekilde öksürme ve ıkınma gibi davranışlarına dikkat etmeli ve yapmaktan olabildiğince kaçınmalıdır. Enfeksiyon yönünden hijyen kurallarının önemini kendisi ve ailesi iyi öğrenmelidir. Mental durum değişikliği yaşarsa bunu önemseyip doktoruna baş vurmalıdır. Denge kayıpları hissizlik, konuşmada güçlük gibi yönlerden kendi kendini sürekli takip etmelidir. Hastalığın başından sonuna kadar her aşamasında psikolojik destek alınmasında fayda vardır

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.