Bilincin Kalıntıları Bilinçaltı

Bilincin Kalıntıları Bilinçaltı

Son zamanlarda popüler olan bir söylem haline gelen ‘’bilinçaltı’’na bu defa sistemli bir şekilde bakmanın zamanı geldi. Doğru bilinen yanlışlarladeğil, doğru dosdoğru tanımlarla ilerlemek gerekiyor.

Neden bu kadar öne çıktı bilinçaltı?
Yazılı ve sözlü mecralarda neden bu kadar yer bulur hale geldi kendine?
Neden insanlar bunca zamandır kafasının içinde olan şeye, şimdi önem verir oldu?

Bilincin Kalıntıları Bilinçaltı

Bilincin Kalıntıları Bilinçaltı

Çünkü korkar olduk. Çünkü endişelerimize çare bulamıyoruz. Çünkü iş bize bakar oldu. Eskiden deli doktoru diye gidilmeyen, çok yanlış olan bir söylemle ötekileştirilen psiko durumlara çareler arttı. Psikologlara artık gidilir oldu, yanına bir de ek alan kişisel gelişimciler kadrosu katıldı. Çok da doğru oldu. Doğru oldu da biz bu bilgi kirliliğinde daha da kötü olmuyor muyuz? Neredeyse işin içinden çıkılmayan söylemlere kafa yora yora daha çok hasta oldu insanlar. O halde, küçüklüğümüzden beri kafamızın derinliklerinde olan bilinçaltına maddeler halinde bakalım. Neden şimdiye kadar bize kendisini unutturmuş?

Bilinç halimiz, isteyerek, mantıklı ilerleyerek, düşünüp ona göre hareket ettiğimiz her andır. Korktuğumuz an düşünmek istemediğimiz durumları hafızamızdan uzaklaştırmak gibi. Oysa bilinçaltımız, yaşadığımız her sıkıntıyı anlık olarak ortaya dökmesede, bir köşede saklayan, yeri geldiği an ise patlamaya hazır bir bomba haline sunan yerdir. Örnek, rüyalarımız. Bilinçli olarak düşünme yetimizin bir an durduğu uyku halinde, hiç uyumayan ve uyanık kalan bir yerdir bilinçaltı. Böylece bizim bilinçli anımızda dizginlediğimiz her dürtünün de akışa geçtiği penceredir.

0 ile 6 yaş aralığında tüm öğrenmeleri, kişilik becerilerini, yani karakter oluşumunuzu hazırlıyor beynimiz. Sonrası çevremizle şekillenmeye başlıyor. Şu an yaşınız kaç olursa olsun, bilinçaltınız hala bir çocuk görevi görüyor. Yaptığı iş büyük ama siz ne verirseniz onu alıyor ve çocuklaşma başlıyor. Küçük yaşlarda sizi kovalayan bir köpekten, yetmiş yaşında da korkabilirsiniz. Çünkü geçmişte yaşadığınız, durum sizin için travmatik bir yaşanmışlıktı.

Bilinçaltı değişimleri sevmez, bu onun için risktir. Alışageldiği düşünme tarzında devam etmek böylece hep daha kolaydır.
Beyninize vereceğiniz telkinler, uzun ama sağlıklı bir beyin için önemlidir. Kendinize telkin yaparak bilinçaltınıza doğruyu öğretebilirsiniz. Zorlamak ve baskı ise yanlış etkilere sebep verebilir.

Önünüzdeki modeller sizin bilinçaltınızda da önem arz eder. ‘Erkekler ağlar, insanlar hata yapar’ diye telkinleri bilinçaltınıza yerleştirirseniz, bir kalıbın içinde sıkışıp kalmazsınız. Model aldığınız insanlara iyi bakın.

Geçmişi referans alması durumunda genellemeler yapabilir.

Ani ve acelecidir.

Peki, hep olumsuz şeylere mi sahip? Ondan korkmalı, ‘aman bilinçaltım yanlış anlamasın’ mı diyeceğiz yani? O bir buz dağı ve omuzlarında büyük yükler var. Nasıl mı?

Problem çözmek için uğraşır.
Kaygılar bizi zarardan korumak için antikor niteliğindedir. Bu nedenle risklerden kaçması her zaman olumsuz değildir.
Hatıralarımızı depolar.
Duygularımıza yön verir.
Bütünlük arar, parçaları birleştirir.

Rahatlamanın bir yolunu bulmaya çalıştığımız bu çağda, kendimize zaman ayırmanın ince noktasını yaşıyoruz aslında. Nelerden mutluysak, nelerden korkuyorsak, sorun neredeyse uzlaşma yoluna gitmeye çalışıyoruz. Tek yapılamayan bu muharebelerde ise uzmanların yardımını almak gerektiğini unutmamak lazım.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.