Kalp Krizi Nedir, Kalp ve Damar Hastalıkları Nelerdir

Kalp Krizi Nedir, Kalp ve Damar Hastalıkları Nelerdir

Kalp Krizi (Miyokart Enfarktüsü)

Kalp krizi çoğunlukla aktivite esnasında değil daha çok istirahat esnasında ani olarak gelişir. Kalp krizinde 4 ana semptom; angına pektoristeki yayılım bölgesine uyan göğüs ağrısı, nefes darlığı, bulantı/ kusma ve ağır dereceye ulaşabilen kollaps (kan dolaşımının ya da kan dolaşımı ve solunum fonksiyonun durması). Göğüs ağrısı hafif dereceden çok ağır dereceye kadar değişen şiddette  olabilir. Ancak genellikle ağır derecededir. Hasta sıklıkla oldukça rahatsız durumdadır. Sürekli olarak pozisyonunu değiştirerek rahat edebileceği  bir pozisyon denemesine rağmen, ağrıyı hafifletmede  başarısız olur. Nefes darlığı ileri derecede olabilir. Cilt sıklıkla soğuk ve soluktur. Ayrıca bu şikayetlere hafif morarma ve soğuk terleme eşlik edebilir.

Erken dönemde bulantı/ kusma sıktır. Bu durum sıvı kaybına neden olarak kollaps gelişmesini kolaylaştırabilir. Hafif derecede gelişen kalp krizinde tek bulgu, geçmeyen  angina pektoris tarzı göğüs ağrısı ve belkide buna eşlik eden bulantı şikayeti olabilir.

Hastaların Kalp Krizi geçirmesi esnasında gelişen bu şikayetlerin, ağır derecede hazımsızlığa bağlı olduğu ve kalp ile ilişkili olmadığına inanmaları sık görülen bir durumdur.

Genel Tedavi 

Hasta öncelikle yatırılarak hastaneye ulaşılıncaya kadar aktivitesi sınırlanır.

Hastada uygun tedavi (aşağıda belirtilen) verildiğinde sıklıkla ağrı kontrol altına alınacaktır. Hastaların çoğunluğu sırtına yastık konularak rahat ederken bir kısmı öne doğru eğilerek solunum sistemini rahatlatmaya çalışır. Hastanın ısısı, nabzı, kan basıncı ve solunum sayısı yarım saatlik aralıklarla ölçülerek kaydedilir. Sigara ve alkol yasaklanmalıdır.

Kalp Krizi Nedir, Kalp ve Damar Hastalıkları Nelerdir

Kalp Krizi Nedir, Kalp ve Damar Hastalıkları Nelerdir

Özgül Tedavi

Eğer varsa 300 mg’lık aspirin tablet çiğnetilir. Oksijen 2 ya da 4 lt/dakika dozunda verilmelidir. Ağır derecede ağrısı olan tüm vakalarda morfin 5-10 mg parenteral ve bulantısı olan hastalarda da ilave olarak bulantıyı azaltan ilaçlar verilmelidir. Ağrı kesici olarak antiromatizmal  ilaçlar (indometasin, ibuprufen, selekoksib, diflunisal, ketorolak, sulindak, flurbipron vs.) kullanılmamalı, hasta bu ilaçlardan herhangi birini kullanıyorsa ilaç kesilmelidir.

Hafif derecede göğüs ağrısı varsa ve geçmiyorsa ağızdan 4 ila 6 satte 1 kez 60 mg kodein verilebilir. Eğer hastada gerginlik ve anksiyete varsa 8 saat arayla günde 3 kez 5 mg Diazepam uygulanabilir.

Ağır ve orta derecede ataklarda kas içine 10 mg morfin enjeksiyonu ve injeksiyondan 3 ya da 4 saat sonra bulantı önleyici ilaç (anti-emetik) verilmelidir. Ağrı kesilinceye kadar her 4-6 saatte  bir enjeksiyon tekrarlanır.

Kalp Krizi Sırasında Görülen Özel Durumlar 

Eğer kalp krizi sırasında nabız 60 altında ise,

Eğer kalp atımı alınmıyor ve solunum yoksa hastanın sevki için hazırlıklar başlatılmalıdır.

Hasta sert ve düz bir yüzey üzerine yatırılmalı;

•  Mutlaka ilk önce dakikada en az 100 kez olacak şekilde kalp masajı yapılmalı.

•  Kalp masajı sırasında göğüs ön duvarının yaklaşık 5 cm aşağı çökmesi sağlanmalıdır.

Eğer hastada nefes darlığı gelişmişse dik pozisyonda oturması sağlanmalı.

Eğer nefes darlığına gürültülü ve hışırtılı solunum eşlik ediyorsa ağızdan sıvı alımının kısıstlanması ve intramüsküler furosemit 40 mg uygulanması uygundur.

Paroksismal Taşikardi (Kalp Hızında Ani ve Geçici Hızlanma)

Kalp hızında ani ve nöbetler  halinde aşırı hızlanma ile karakterize bir durumdur.

Hasta göğüs ya da boyun bölgesinde çarpıntı, çırpınma ya da atma  şeklinde şikâyet tanımlar. Ayrıca soluk görünümlü ve endişelidir. Baş dönmesi ya da bayılma hissi eşlik edebilir. Eğer taşikardi atağı saatlerce sürerse hasta yoğun olarak idrar çıkarır. Nabzın koldan hissedilmesi oldukça güçtür. Bu nedenle göğsün sol tarafında meme başının hemen altından stetoskopla dinleme yapılarak kalp hızı sayılabilir. Kalp hızı dakikada 160-200 atım ya da daha fazla olabilir.

Genel Tedavi 

Hastanın en rahat olabileceği vücut pozisyonunda istirahat etmesi sağlanır. Hastanın birkaç kez derin nefes alıp nefesini tutması ya da birkaç kez burun ve ağız kapalıyken dışarıya zorlu bir şekilde hava üflemeye çalışması çarpıntı nöbetini sonlandırabilir. Eğer bu manevralar işe yaramazsa bir bardak buzlu su içirilmesi atağı sonlandırabilir.

Özgül Tedavi 

Yukarda sayılan manevralara rağmen taşikardi atağı devam ederse diazepam 5 mg intramüsküler uygulanması uygundur. Kalp hızının 15 dakikada bir mümkünse koldan değil, göğsün sol meme başının hemen altından stetoskopla dinlenerek sayılması uygundur. Tüm bu uygulamalara rağmen atak devam ederse hastanın yoğun bakım şartlarında incelenmesi gerekebilir.

Yüksek Kan Basıncı (Hipertansiyon)

Kalp kanı pompaladığında, kanın atardamarda oluşturduğu basınca sistolik kan basıncı (büyük tansiyon), pompalama sırasında atardamarın gösterdiği dirence ise diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) adı verilir. Kan basıncı değerleri gün içinde daha yüksek gece ise daha düşük değerlerde ölçülür. Korku, anksiyete ya da heyecan sistolik ve/veya diyastolik kan basıncı değerlerinde ani artışlara neden  olabilir. Ancak sayılan bu durumlar ortadan  kalktıktan sonra tansiyon değerleri normale iner. Atardamarlarda sertleşme, diyabet, böbrek hastalığı, şişmanlık gibi durumlarda ise tansiyon yüksekliği süreklilik kazanır. Şişman hastalarda kilo vermeyi takiben kan basıncı değerleri düşer. Tansiyon yükselmesi bulguları; başın ense kısmından başlayıp yukarı doğru yayılan baş ağrısı, halsizlik, çabuk yorulma olarak sıralanabilir. Ancak hipertansiyon tanısı, birçok hastada  şikayet olmaksızın yalnızca sfingomanometre (tansiyon ölçüm aleti) ile tansiyon ölçümü yapılarak konulabilir. Eğer kan basıncı aşırı yükselirse, baş ağrısı, bulantı, sinirlilik hali ve burun  kanaması bu duruma  eşlik eder. Ayrıca burun kanaması, görme  bozukluğu  ve angina  tarzı göğüs  ağrısı gelişebilir. Bazı durumlarda,  inme (felç), akciğerde sıvı toplanmasına bağlı nefes darlığı, kalp yetersizliği ya da böbrek yetersizliği hipertansiyonun ilk bulgusu olabilir. Hipertansiyon saptanan hastalarda vücutta sıvı toplanmasını değerlendirmek için ödem varlığının araştırılması ve idrarda protein kaçağını değerlendirmek içinse idrar testi yapılmalıdır.

Tedavi

Anksiye bağlı geçici tansiyon yükselmelerinde duygusal ya da fiziksel stresin azaltılması kan basıncının azaltılmasında yeterli rol oynayacaktır. Ciddi kan basıncı yükselmesi olan ve daha öncede benzer şekilde problem yaşadığı bilinen hastaların mutlaka istirahat etmesi sağlanmalı, hastanın diyetinde tuz kısıtlamasına gidilmeli ve 8 saat arayla günde 3 kez 5 mg Diazepam verilerek en kısa sürede ilgili uzmandan medikal görüş alınmalıdır.

Varisli Damarlar (Variköz Venler) 

Venler (toplardamarlar), ince duvar yapısına sahip, basınç artışına maruz kalınca kolayca genişleyen damarlardır. Normalde, toplardamarlardaki kapakçıklar venler içinde bulunan kanın kalbe doğru tek yönlü hareketine izin verirler. Ancak, doğuştan kusurlar, gebelik, daha önce geçirilen tromboflebit, şişmanlık gibi nedenler kapaklarda gerilmelere neden olur. Kapaklar gerildiğinde ve kapatma yetileri zayıfladığında kan toplardamarlarda toplanır ve damarda basınç artışı olur. Sonuçta damarlar genişler ve varis meydana gelir. Genişlemiş venlerden etraf dokuya sıvı toplanması olur ve ödem görülür. Bu değişiklikler bacak ve ayak toplardamarlarında, oldukça yavaş ve yıllar içinde ortaya çıkar. Başlangıçta şikayet görülmezken, hastalığın ileri dönemlerinde, bacaklarda  ağrı, yorgunluk ve günün ilerleyen saatlerinde şişlik görülür.

Genel Tedavi 

Varis tedavisinde  gün boyu  toplardamarları  destekleyen elastik bandaj ya da varis çorabı kullanılır. Bu destek araçları ayak üstünden diz altına kadar uygulanır ve gece çıkarılır. Ayrıca günlük aktiviteler arasında bacakların kalça seviyesinden itibaren yastık yardımıyla yükseltilmesi, bacak şişliğini azaltır. Bacak şişliği, sıklıkla gece istirahatini takiben azalır ya da kaybolur. Eğer şişlik sabah saatlerinde devam ediyor ve azalmıyorsa yatak istirahati önerilir. Bu durumda hastanın en kısa süre içinde doktor tarafından görülmesi gerekir.

Varisli Damar Kanaması (Variköz Ven Kanaması)

Varisli damarlar kazara çarpma ya da darbe alma durumlarında kolayca kanamaya eğilim gösterirler. Kanama halinde bacağın mutlaka yükseltilmesi, kanamalı bölgeye steril bir bez konup bandaj uygulanması uygundur. Varisli damarlarda enfeksiyon gelişmesi oldukça kolaydır ve bu durumda bacağın yükseltilerek hastanın birkaç gün istirahati sağlanır.

Flebit

Toplardamarın iltihaplanması durumudur. Sıklıkla bacağın yüzeysel ve derin toplardamarları tutulur. Nadiren baldır ve kalça toplardamarlarında da flebit gelişebilir. Yüzeysel flebit gelişen toplardamarın üzerindeki cilt rengi kırmızı, sıcak ve ağrılıdır. Bu bölgeye dokunmakla ağrıda önemli artış olur. Çoğunlukla flebit gelişen bacak bölgesinde şişlik oluşur. Ancak nadiren iltihaplanma gelişen damarın alt kısmında tüm bacakta şişlik görülebilir. Hastanın ateşi yükselebilir.

Derin toplardamar iltihabı (derin flebit) nadir görülen bir durumdur. Ancak çok daha ağır seyreder. Çoğu vakada yüzeysel flebitte olduğu gibi lokal bulgular görülmez ve yalnızca tutulan bacakta yaygın şişlik ve ağrı gözlenir.

Genel Tedavi 

Derin flebit gelişen tüm hastalarda mutlaka tam yatak istirahati ve tutulan bacağın  yükseltilmesi sağlanmalıdır. Hafif derecede yüzeysel flebitlerde, yatak istirahati yapılmayabilir. Etkilenen bacak, ayak üstünden dizaltına kadar uzanan elastik bandajlarla desteklenerek takip edilebilir. Hastanın oturtularak, ayak altının yastıkla desteklenmesi ve böylece şişlik saptanan bacağın yükseltilmesi sağlanmalıdır.

Diklofenak sodyum, ibuprofen  gibi iltihap giderici ilaçların kullanılması faydalıdır. Orta ve ağır derecede yüzeysel flebiti olan hastalarda yatak istirahati ve bacak elevasyonu (bacağın yukarı kaldırılması) yapılmalıdır.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.