Kanserimi Ben Öldürdüm

Kanserimi Ben Öldürdüm

Kanserimi Ben Öldürdüm

Hayatta en sevdiği şey yağmurun kokusuydu. Bahar aylarının gelmesiyle başlayan kısa süreli yağmurlar onun en çok sevdiği şeydi. Altmış yaşını geçmiş bir adamdan hiç beklenmeyecek bir hareketle, hızla yağan yağmurun altında, hafif tempolu bir koşuyla hastanenin bahçesine kadar koşmuştu. Bahçede saçakların altında bekleyen insanlar, onun bu ilginç davranışının sebeplerini kendi aralarında konuşuyorlardı. Çantasından, eşinin onun için yaptığı doğal meyve suyunu çıkarıp birkaç yudum içti.

Saatine baktı. Onkoloji servisiyle olan randevusuna dakikalar kalmıştı. Bundan iki yıl öncesinde buraya ilk geldiği günü ve kanser olduğunu öğrendiği günü hatırlamıştı. Ne kadar zor günlerdi o günler. Kanser olmayı o seçmemişti. Ama bununla yüzleşmek ve mücadele etmek zorundaydı.

Belki de hayatında hiç olmadığı kadar kendine güvendi. Önce kanseriyle ilgili sayısız yayınlar okudu. Bu hastaların kanserle mücadele öykülerini, yaşam tarzlarını bu savaş uğruna nasıl değiştirdiklerini ve zaferlerini okudu. Onlarla tanıştı, sosyal ilişkilerini güçlendirdi. Çok geçmeden anlamıştı. Korkmak, aciz kalıp, teslim olmak, kanserin en sevdiği şeylerdi.

Son altı aydır kanserini ciddi anlamda yenilgilere uğrattığını biliyordu. Onu, en büyük silahı moral ve özgüveni ile yenmek üzereydi. Doktorunun odasına girdiğinde, odada ondan başka doktorlar ve genç asistanlar da vardı. Herkes bunu başaran insanı görmek, tanışmak istiyordu. Doktoru samimi bir tavırla karşılamıştı onu. Son tetkikler, hastalığının inanılmaz bir iyileşme sürecini başarıyla atlattığını, sağlığının çok daha iyi olduğunu, kendisinin örnek alınması gereken bir insan olduğundan bahsediyordu. Odadaki diğer doktorlar onu tebrik edip, gerçekten nasıl zor bir şeyin üstesinden geldiğini söyleyip zaferini taçlandırıyorlardı. Kendinden emin bir şekilde konuştu.’ İtiraf ediyorum kanserimi ben öldürdüm’ Odadakiler bu cevap karşısında gülüştüler. ’Ceza değil, ödül verilebilecek bir cinayet bu’ dedi doktoru.

Genç bir doktor dayanamayıp heyecanlı bir ses tonuyla ’Bunu nasıl başardınız? ‘ diye sordu. O sırada gözü cama takıldı. Yağmur, yeniden başlamıştı.  Doktoruna ve odadakilere teşekkür edip çıktı. Herkes şaşkındı. Doktoru, yağmurun kesilmesini beklemesini, bu arada kendisine sıcak bir şeyler ikram edebileceklerini söyledi. Kabul etmedi. Camdan baktıklarında onu, bahçede hastanenin çıkışına doğru hafif tempo ile o sağanak yağmurun altında koşarken gördüler. Az önceki soruyu soran genç doktor gülümsedi çünkü cevabını şimdi almıştı.

Not: Bu gibi öyküerinizi sitemizden paylaşmak isterseniz, yorum bölümünden bizlerle irtibata geçebilirsiniz.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.