Mesane Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Mesane Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Mesanenin Yapısı ve işleyişi

Mesane, simfisis pubis (üreme organlarının üst kısmındaki çatı kemiği) arkadasında yer alan içi boş bir organdır. Mesanenin üst yüzü; kadında rahim ve ince bağırsağın son bölümü (ileum) ile, erkekte kolon (kalın bağırsak) ve ileum ile komşuluk eder. Mesanenin içi gerilebilen bir mukoza ile kaplı olduğundan boşken kıvrımlı olan yapısı, mesane dolduğunda düzleşmektedir. Böbreklerden süzülerek gelen idrar mesanenin üst kısmındaki çift taraflı idrar kanalıyla mesaneye boşalır.

İdrar yapma isteği mesane 150 ml. seviyesini gördüğünde hissedilmektedir. Mesanedeki idrar 300-350 ml. olduğunda dış sfinkter denilen kaslar istemli olarak açılarak idrar dışarıya atılır. Bu dış sfinkter kasları yaklaşık 3 yaşından itibaren istemli olarak kontrol altında tutulabilmektedir.

Mesane Kanseri ve Görülme Sıklığı

Mesane kanseri ürogenital kanserler içinde en sık ratlanan kanser çeşididir. Kansere bağlı oluşan tüm ölümlerin %3’ü mesane kanserine aittir. Mesane kanseri vakalarının %75’i erkeklerde, %25’i kadın hastalarda görülmektedir. En sık olarak da 65 yaş üzeri erkeklerde rastlanmaktadır. Teşhis konulan hastaların %35’i 50-70 yaş aralığında iken %62’si 70 yaş üzerindedir.

Mesane kanseri: Mesane dört katmandan meydana gelmektedir ve mesane kanseri her zaman en iç katmandaki mukoza tabakasında görülmektedir. Burada görülen kanser epitelyal tümörlerdir ve bu tümörlerin en sık rastlananı da trasisyonel hücreli kanserdir (%80-90). %7’lik bir kısmı da skuamöz hücreli kanser ve %2’lik kısmını da adeno kanserlerdir.

Mesane Kanseri için Risk Faktörleri 

Mesane Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Mesane Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Mesane kanserinin gelişiminde çeşitli faktörlerin olduğu düşünülmektedir. Bunlardan başlıcaları şu şekildedir.

Endüstriyel kansorejenler: Genellikle kuru temizlemeciler, berberler, boyacılar, lastik ve deri sanayisinde çalışanlar, matbaa işçileri aromatik aminler denilen kansorejenlere daha fazla maruz kaldıklarından bu meslek gruplarında mesane kanserinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu aminler solunum, sindirim veya deriden temas yoluyla emilerek kanseri tetiklerler.

Sigara: Mesane kanserinde sigara içenlerin, içmeyenlere oranla 3 kat daha fazla görüldüğü belirtilmektedir. İçilen sigara miktarı ve süresi kanserin gelişiminde doğrudan ilişkilidir.

Kronik enfeksiyonlar: Uzun süreli enfeksiyonların kansere yol açabildiği düşünülmektedir.

Mesane kanseri mesanenin herhangi bir yerinde gelişmeye başlayabilir. Fakat en fazla idrarın boşaltım kısmındaki üçgen yapı olarak bilinen trigon bölgesinde ortaya çıkar. İkinci derece olarak da mesanenin yan duvarlarında oluştuğu saptanmıştır. Kanser lenfojen yolla yakın organlara yayılabilirken kan yoluyla da uzak organlara (karaciğer, akciğer, kemik ve beyin) yayılabilir.

Mesane Kanseri Belirtileri – Bulguları

Mesane kanserinde en sık görülen bulgu hematüridir (idrarda kan görülmesi). Vakaların  yaklaşık %80’nindeki ilk bulgudur. Kanserin ileri evrelerinde yada kanser trigon bölgesi olan alt üçgen kısımda yada yan duvarlarındaki ilk evrelerde, üriner tıkanıklığa bağlı ağrılı idrar yapma, sık sık ve az idrara çıkma yada idrar yaparken zorlanma görülebilir. Ağrı durumu ileri evrelerde mesane duvarındaki yayılıma göre perine bölgesinde hissedilir. Eğer tümör idrar yolunu tıkadıysa  hastada böbrek ağrısında hissedilen arka yan ağrıları olabilir.

Mesane Kanseri Teşhisi

Mesane kanseri için yapılması gerekli ilk tetkik idrarda kan olup olmadığıdır. Yapılacak bazı kan tetkiklerinde de kişide anemik bulgular saptanabilir. Sistoskopi yöntemi en sık uygulanan yöntemler içindedir. Hastanın idrar yolundan içeri mikro kamera uzantılı hortum ilerletilerek mesane iç duvarının incelenmesi sağlanmış olur. Kullanılan cihaz gelişmiş bir ürünse ucunda biyopsiye uygun punchlar bulunan sistoskopik tetkiklerde hem görüntüleme hem de biyopsi yapılması sağlanabilir. Tanı koymak için hastaya IVP (intravenöz pyelografi) yapılmalıdır. Bu yöntem ile mesane iç duvarı anatomisi, üriner sistem enfeksiyonları ve böbrek fonksiyonları incelenir. Son yıllarda IVP yerini ultrasonografik görüntülemeye bırakmıştır. Bu sayede tümörün yeri, boyutu, kapladığı taban alanı ve kaç adet olduğuna daha kolay ulaşılabilmektedir.

Sistoskopi: Sistoskopi yöntemi mesane kanserinin tanılanmasının temelini oluşturmaktadır. Hastaya radyolojik inceleme sonrasında ön tanı olarak “mesane tümörü” düşünülüyorsa bunu kanıtlamak için yapılan inceleme yöntemidir.

Evrelendirme tüm kanser tiplerinde olduğu gibi TNM yöntemine göre yapılmaktadır. Dünya sağlık örgütü ise mesane kanserlerini sadece 3 evrede tanımlamıştır. Bunları iyi, orta ve kötü diseransiye (farklılaşan doku) şeklindedir.

Mesane Kanseri Tedavisi

Cerrahi Tedavi: Mesane tümörlerinde iki tip cerrahi yöntem uygulanmaktadır. Endoskobik ve açık cerrahi girişim şeklindedir. Endoskobik tedavide hastaya üretyal yol ile giriş sağlanır. Ve tümör kazınarak temizlenir. Bu işlem sonrası hastada kanama başlar ve bir süre devam eder. bu süre içinde kişiye mesane içi temizliği yapılarak pıhtılaşmanın önlenmesi sağlanır. Açık cerrahi girişimlerde hastanın pubik bölgesinin kesisi ile gerçekleşir. Bu yöntem genellikle mesanenin veya tümörlü dokunun çıkarılması işlenminde sıkça kullanılır. Sistektomi mesanenin çıkarılması işlemi olarak adlandırılır. Parsiyel sistektomi ise mesanenin tümörlü kısmının çıkarılması işlemidir. İşlem sonrası mesane kapasitesinde önemli ölçüde azalma görülür. Hasta 60 ml’den fazla idrar tutamayabilir. Ameliyattan birkaç ay sonra mesane dokusu kendini yenileyerek bu oran 200-400 ml’e kadar ulaşabilir. Mesane içinin sürekli boşaltılması için hastalara katater yerleştirilir. Aksi takdirde biriken idrar dikiş yerlerinde basıya neden olabilir. Takılan üretral katater kesi yeri iyileşinceye kadar çıkarılmamaktadır. Hastanın zamanla mesane kapasitesi artsa bile hiçbir zaman ameliyat öncesi dönemde ki kapasitesine ulaşamayacaktır. Hasta kişi bu duruma yönelik hayatında yeni düzenlemeler yapmak zorunda kalacaktır. Total sistektomi sonrasında ise hastaya kalıcı (sürekli) üriner diveriyon yapılmaktadır. Bu sayede idrar çıkışı mesane dışı bir kanalla sağlanmış olur.

Total sistektomi sonrası çoğu zaman kadın ve erkekte cinsel yaşamda fonksiyon bozuklukları saptanır. Erkeklerde prostat ve seminel veziküllerde çıkarıldığı için orgazm sırasında ejekülasyon ( sperm çıkışı) olmaz.

Radyoterapi: Cerrahi tedavi ve kemoterapi ile birlikte uygulanabilir. Amaç genellikle ameliyat öncesi tümörün aktifliğini azaltmaktır. Radyoterapiden sonra sıklıkla sistit (idrar yolu enfksiyonu) görülebilir. Radyoterapide baskılanan normal vücut florası bozulduğunda sistem kendini koruyamaz ve bakterilere açık hale gelir.

Kemoterapi: Kemoterapik ilaçlar uzun zamandan bu yana sistemik olarak intravezikal şeklinde uygulanmaktadır. Bu yöntemde kemoterapik ajanlar katater yardımıyla mesane içine verilmekte olup burada kaldığı süre boyunca da kanserli hücreler üzerinde yıkıcı bir etki göstermektedir. Hastanın ilacı mesanesinde en az iki saat tutması beklenir. Bu yöntem için kanserin metastaz yapmamış olması tercih edilir. Metastaz yapmış olan tümörlerde çoğunlukla  intravenöz (damar içi) kemoterapik ilaçlar uygulanır.

İmmünoterapi: Bu tedavi kansere karşı vücut direncini arttırmak için uygulanır. İmmünoterapide en çok tüberküloz aşısı olarak bilinen (BCG) kullanılır. Katater yoluyla mesaneye gönderilern aşının bağışıklık sistemini aktifleştirme özelliği vardır. Mesaneye gönderilen aşı en az iki saat mesanede kalmalıdır ve yaklaşık 6 hafta boyunca haftada bir olmak üzere bu yöntem tekrar edilmelidir.

Hastalığın nüks etmesi (tekrarlaması): eğer hastada tekrarlamış bir mesane kanseri saptanırsa çoğunlukla sistemik kemoterapik yöntem uygulanır. Hastaya hem damar içi hem de mesane içi kemoterapik ajanlar uygulanır. Bu ajanların içinde en sık kullanılanı Cis-platinum’dur.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.