Prostat Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Prostat Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Prostat Nedir, Görevleri Nelerdir ?

Erkekte, mesanenin altında bulunan ve üretrayı (idrarın atıldığı kanal) saran koni şekilli bir organdır. Rektumla (kalın bağırsağın son kısmı) olan yakın komşuluğu prostatın makat ile yapılan muayenesine olanak tanımaktadır.

Prostat alkali olan, koyu olmayan bir sıvıyı salgılayarak spermlerin geçisini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca spermlerin canılılığının korunmasında önemli bir role sahiptir. Ejakülasyon (cinsel boşalma) sırasında kas dokusunun kasılmasıyla birlikte prostat sıvısı ejakülatör kanallar yardımıyla idrar yoluna atılmaktadır.

 Prostat Kanseri Nedir ?

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Akciğer ve kolon kanserinden sonra üçüncü sırada yer aldığı görülür. Bu kanser türü bir çeşit “yaşlı erkek hastalığı” olarak da bilinir. 50 yaş altı görülme sıklığının dünyada ve Türkiye’de çok az olduğu bilinmektedir. Erkek ürogenital sisteminde ki bening ve malign olan tümörlerden en çok etkilenen organ prostattır. Prostat kanseri diğer kanserlere oranla daha yavaş ilerleyebilmektedir.

Prostat Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Prostat Kanseri Nedir Belirtileri Tedavisi

Benign prostat hiperplazisi;

Prostat tümörleri içerisinde en sık rastlanan durumdur. 80 yaş üzerinde ki erkeklerin %75’inde iyi huylu prostat büyümesi görülmekte olup nedeni kesin olarak bilinmemektedir.  Yaşlılıkla beraber östrojen hormon seviyesinde ki değişikliklerin sebep olduğu olası düşünceler arasındadır. İyi huylu prostat büyümesindeki durum, prostat hücrelerinin yapıca büyümesi değil, sayıca artış göstermesinden kaynaklı anormal artıştır.  Yaşlanma ile birlikte prostat bezi; üretra (idrar yolu), mesane (idrar kesesi) ve rektuma (kalın bağırsağın sonu) doğru büyüme ile kendini göstermektedir. Bu durum uzun süre sorun yaratmadan devam edebiliyorken çoğu zaman da hastanın kendini iyi tanıması ile erken fark edilebiliyor. Tanı amacıyla yapılan rektal tuşe (parmakla makattan muayene) hastalık hakkında ilk bilgiyi vermede kullanılan önemli bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Prostatın malign tümörlerinde hasta çoğu zaman ilerlemiş prostat kanserinin metastazından kaynaklı şikayetlerin sebep olduğu durumlar nedeniyle hastaneye baş vurmaktadır. Kemiğe ulaşmış bir metastazik kanser kemik ağrısına sebep olurken, aslında kökeninin prostat kanseri olduğunundan habersizdir. Bu şekilde gelen hastalar prostat kanserinde 1/3 oranındadır. Prostatik büyümedeki asıl hücre yapısının benign yada malign olduğu, biyopsi ile alınan doku örneğinin pataloji laboratuvarında incelenerek adenokarsinom olup olmadığının ortaya çıkması ile mümkümdür.

 Prostat Kanseri Teşhisi – Tanı Yöntemleri

Erken tanı yöntemleri arasında kan testleri gelmektedir. Eğer erken evrede teşhis edilmiş ve çevre dokulara yayılmamış bir prostat kanseri söz konusu ise, hastalığın iyileşme seyri giderek artmaktadır. Kan seviyesinde PSA isimli hormonun seviyesinin ölçülerek yapıldığı bu testte eğer PSA değeri kanda 4’den büyük çıkmış ise bu; prostat hücrelerinin büyüdüğünü ve gereğinden fazla PSA hormonu salgıladığını  göstermektedir. Bu değerin yüksek oluşu hastada her zaman kanser varlığını ifade etmez. Kan değerlerinde prostatik asit fosfataz (PAP) düzeyi ölçümü de uzman istemi ile bakılan diğer kan değeridir.

İdrar yollarında darlık olan (obstrüksiyon) erkeklerde 6 ayda bir rektal tuşe yöntemi ile muayene yapılmalıdır. Bu elle muayene kanserli dokunun, nodüllerin ele gelmesiyle  kanser tanısına yaklaşmada önemli bir adım olarak kabul edilmiştir. Özellikle sertleşmiş kanserli dokunun ele gelmesi çoğu zaman kanserin göstergesidir. Kanser teşhisinin tanı olarak doğru konabilmesi için diğer testlere de ihtiyaç duyulmaktadır.

Transrektal ultrasound yöntemi de bunlardan birisidir. Uygulama rektal yol (makattan görüntü alma) ile yapılmakta olup ağrısız bir işlemdir. Ses dalgaları ile alınan görüntüler prostatın ilerlemiş bir büyüklüğünün olup olmadığını ve şekil bozukluğunu belirlemede son derece etkilidir.

Uzman hekimin şüpheleri eğer hastanın prostat kanseri olduğu yönünde ilerliyorsa biyopsi yapılması gerekmektedir. Bu yöntem, iğne biyopsisi ile prostatik dokudan küçük bir kesit alınarak patoloji laboratuvarında incelenmesiyle olmaktadır. Biyopsi işlemi hastanın hastanede yatmasını gerektirecek bir yöntem olmadığından çekinilecek ve ertelenilecek durum söz konusu olmamalıdır. İşlemden sonra kişinin idrarında, sperminde ve dışkısında kan görülebilir fakat bu geçici bir durum olup korkulacak bir patoloji içermemektedir. Sonuçlar ortalama (hastane bazında değişkenlik gösterse de) 3-5 gün içinde belli olur ve prostat kanserini teşhis etmedeki geçerli tek yöntemdir.

 Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir ?

Tümör küçük bir nodül olarak başlayıp, büyüdükçe üretraya ve mesaneye doğru ilerleyerek idrar yolunda daralma meydana getirmektedir. Böylece hastada bir çok sorun ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bunlar; polküri (çok sık ve az az idrar), disüri (idrar yaparken ağrı), noktüri (gece idrara çıkma), idrar yapmanın gecikmesi veya zor başlaması gibi belirtilerdir. Tüm bu belirtiler iyi huylu prostat büyümesinde görülse de ihmal edilmemesi ve kanser taramasının yapılması gereken başlıca konulardır. Halsizlik, iştahsızlık ve zayıflama ileri evre prostat kanseri belirtileri olup tedavi süreci farklı olan belirtilerdir.

 Prostat Kanseri Tedavisi

Cerrahi tedavi; Prostat bezinin çıkarılması girişimidir. Bu ameliyatı olacak olan hastanın korku ve endişelerinin giderilmesi çok önemlidir. Ameliyat öncesi hastada herhangi kalp ve kan pıhtılaşma sorunun olmaması gerekmektedir. Cerrahi tedavinin yapılmasını büyük çoğunlukla tümörün sitolojik özelliği belirlemektedir. İşlem sırasında prostat bezi ve etrafındaki damar sinir paketleri birlikte çıkarılarak etrafda kanserli hücrelerin olabildiğince bırakılmaması hedef alınır. Tümörün yaygınlığı karar vermede çok önemli bir yere sahiptir. Eğer kapsüllü kanser dokusu çıkarıldıktan sonra cerrahi alan sınırları etrafında kanser hücrelerinin kaldığı düşünülmekte ise tedaviye ek olarak radyoterapi yöntemi de uygulanmaktadır.

Radyoterapi, diğer kanserlerin tedavi yöntemlerinde olduğu gibi, çoğu zaman tümörün küçültülmesi ve opera edilebilir hale gelmesinde uygulanan bir yöntem olmaktadır. Radyoterapide çoğu zaman aranan kriter kanserin uzak dokulara metastaz yapmamış olmasıdır.

Hormon tedavisi; Prostat kanseri androjen (erkeksel) hormonlarla yakından ilişkili olup amaç, testesteron hormonunun etkilerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Prostatın büyüme hızının engellenmesi amaçlanmaktadır. Çoğu zaman kanser hücreleri bu hormon tedavisine karşı direnç kazanır ve hastaya kemoterapi uygulaması gerekebilir. Bu süre yaklaşık 12-18 ay kadardır.

Kemoterapi; Kemoterapik ajanların kullanmasındaki temel kriter hastalığın metastaz yapıp yapmadığıdır. Hormon tedavisine direnç kazanmış kişilerde kemoterapi kombine şekilde uygulmaktadır. 2004 yılına kadar uygulanan kemoterapilerde sağ kalım oranlarında ciddi bir değişim gözlemlenmemiş, sadece yaşam kalitesini arttırmış olup; 2004 yılından sonraki yapılan çalışmalarda sağ kalım oranlarında artış olduğu görülmüş fakat istenilen düzeyde olmadığından yeni kemoterapi ilaçlarının araştırılması da merak konusu olmuştur.

 Prostat Ameliyatından Sonra Hastanın Dikkat Etmesi Gereken Durumlar

  •  Hasta ameliyat sonrası olabildiğince erken hareket etmeye başlamalıdır.
  •  Yemek yeme dışında oturur pozisyonda kalmamalıdır. (karın içi basıncı artırarak kanamaya neden olmamak için.)
  •  Prostektomi ameliyatı sonrası hastanın kabız olmaması çok önemli bir kuraldır. Hasta kepekli gıdalar, posalı yiyecekler ve doktorun önerdiği laksatif ilaçları kullanmalıdır.
  •  Ameliyat sonrası hasta 6 hafta ıkınmamalıdır.
  •  Ameliyat sonrası hastaya uygulanan drenaj sisteminin hasta ve yakınları tarafından çok iyi öğrenilmesi ve drenaj kataterlerinin bükülmemesinin sağlanması çok önemlidir.
  •  Ameliyat sonrası genellikle 2. veya 3. gününde çıkarılan katater sonrasında hasta sağlık personelinin öğrettiği perine egzersizlerini yapmalıdır. Bu egzersiz idrar yapıyormuş gibi kaslarını kasıp bırakmasıdır.
  •  Enfeksiyona karşı kendini korumalı ve hijyen kurallarına uymalıdır.
  •  Ne zaman kontrollere geleceğini sağlık personelinden iyi öğrenmeli ve kontrollerini aksatmamalıdır.
  •  4 – 6 hafta ağır kaldırmamalı ve egzersiz yapmamalıdır.
  •  Alkol içermeyen bol sıvı almalı, ortalama aldığı sıvı miktarını da arttırmalıdır.

 Prostat Kanseri Olan Hastanın Psikolojik Durumu

Prostat kanseri ileri yaş erkek ürogenital hastalığı olduğundan, hastanın hayatındaki kayıplarının fazla olduğu ve buna uyum sağlamada zorlandığı bir dönem olarak başlar. Bu aşamada hastanın aile desteği ile tekrar topluma açık hale gelmesi sağlanabilmektedir. Hastanın aynı zamanda beden imajının da değişmeye başladığı bu aşamada ürogenital sorunlarla baş etmeye çalışması ciddi psikolojik sorunları beraberinde getirebilmektedir. Kişi kendini “işe yaramayan” bir insan olarak tanımlamaya başlayabilir. Bunun üzerine artan ölüm korkuları ile baş etmeye çalışır. Hastanın ailesinin yada yakınlarının her aşamadaki olumlu geri bildirimleri motive edici olarak görülmektedir.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.