Siroz Hastasının Beslenmesi

Siroz Hastasının Beslenmesi

Hepatit B ve hepatit C gibi viral nedenlere bağlı olarak meydana gelen sirozun yakından takip edilerek ilerlemesi tedavi yoluyla engellenebilmesine rağmen, alkole bağlı oluşan siroz için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Alkolden kaynaklanan siroz maalesef tedavi edilemiyor. Karaciğer hastalıkları erken teşhis edilebilirse, tedavileri mümkündür. Kronik karaciğer hastalıkları ve siroz hastalığından korunabilmek için;

  • Alkol tüketimini bırakmak,
  • Hepatit hastalığına yakalanıp, karaciğerin viral yükünü arttırmamak için, hepatit kontrollerini ve aşılarını yaptırmak.
  • Yağlı besin tüketiminden kaçınmak ve beslenmeye dikkat etmek. Özellikle hayvansal yağ tüketimine dikkat edilmeli
  • Sağlık kontrollerini düzenli yaptırmak
  • Sürekli ilaç kullanan kişilerin karaciğer açısından düzenli kontrolünün yapılması gerekmektedir.
  • Uzun süre aç kalmaktan kaçınılmalı
  • Uykusuz kalınmamalı
  • Sigara gibi vücut için toksik etkileri olan maddelerden uzak durulmalı
  • Vitamin ve minerallerden zengin olan sebze ve meyveler tüketilmeli
  • Stres azaltılmalı ve stres nedeni olan faktörlerden uzak durulmalı
  • Spor ve egzersiz yapılmalı
  • Kilo almamaya dikkat edilmeli
  • Rastgele ilaç kullanımından uzak durulmalı
  • Boya kokusu, yapıştırıcı kokusu, ev temizliğinde kullanılan temizleyicilerin kokuları ile uzun süreli temastan kaçınılmalı

Siroz da beslenme nedeniyle meydana gelen malnütrisyon, sık oluşan komplikasyonlar arasındadır. Hastanın hastanede yatış süresini, ölüm oranlarını ve hastaların yaşam kalitelerini etkileyen bir durumdur. Siroz da özellikle protein enerji malnütrisyonu (PEM)  düzgün bir şekilde değerlendirilmeli ve uygun beslenme desteği yapılmalıdır. Siroz hastalarında kötü beslenme ya da vücut için uygun ve gerekli besin maddelerinin alınamaması olarak tanımlanabilecek malnütrüsyonun nedenleri şunlardır.

  • İştahsızlığa bağlı azalmış besin alımı
  • Alınan besinlerin yetersiz emilimi veya sentezlenmesinde yetersizlik
  • İnsülin direnci
  • Gastrointestinal sistemde meydana gelen kanalar yüzünden oral beslenmenin bozulması
  • Enfeksiyon gelişimi
  • Asit birikimi
  • Siroz hastalarının metabolizmalarının hızlanması ve buna bağlı olarak protein ihtiyaçlarında artış oluşması
  • İdrar yolu ile fazla miktarda çinko, magnezyum gibi elementlerin atılması

Siroz ve diğer kronik karaciğer hastalıklarında beslenme, özel bir beslenme programıyla düzenlenir.

Yeşil ve sarı renkli sebzeler özllikle de enginar, içeriğinde bulunan silymarin maddesi ile hücrelerin hasar görmelerine engel olarak siroz hastalarının beslenme programında yer alan öncelikli sebzelerdendir. Karaciğer hastalıklarına ve karaciğer kanseri oluşumuna engel olmaktadır. Bunun yanı sıra, kereviz, Brüksel lahanası, brokoli, karnabahar, maydanoz, sarımsak, havuç, nane, soğan,anason, adaçayı, kabak, böğürtlen,kuru ve taze incir ve üzüm, elma, portakal ve turunç gibi sebze ve meyvelerin diyet programında olması gereklidir. Bu gıdalar yağdan fakir ve kolesterolü az olduğu için, tüm vücuda fayda sağladıkları gibi karaciğer içinde oldukça yararlıdırlar. Yabani enginar olarak bilinen devedikeni bitkisinin tohumları da silymarinden çok zengindir. Karaciğer hücrelerinin yeniden oluşumunu ve karaciğerin yağları parçalamasına yardımcı olur.

Kan şekeri yüksek seyretmeyen siroz hastalarında bal, limon ve ılık su veya bal ve süt ile hazırlanan karışımları tüketilmesi de karaciğer için faydalıdır.

Siroz hastaları öğün sayısını 5 veya 6 ya çıkarmalılar 2-3 saatten fazla aç kalmamalıdırlar. İştah siroz hastalarında genellikle kapalıdır ancak hastalar açlık hissetmeseler bile yemek yemeye çalışmalıdırlar.

Siroz hastalarının enerji ihtiyaçları fazladır. Bu nedenle tahıllar, sebze ve meyveler sindirimi kolay enerji kaynakları olduğu için, tahıllarla hazırlanan kahvaltılıklar, pirinç ve makarnadan hazırlanan yağsız yemekler diyete eklenebilir.

Siroz hastalıklarında yağ tüketimi kısıtlanır. Günlük 6 çay kaşığından fazla miktarda katı yağ verilmez.  A vitamini ve demir gibi vitamin ve minerallerin yüksek dozu siroz hastaları için sakıncalıdır.

Sirozlu hastalarda beslenme şekli de hastalığın evresine göre farklılık göstermektedir. Kompanse dönemde hastanın beslenmesi hafif ve normal diyet şeklinde olmalıdır. Bu diyet ile hastalara yeterli enerji desteği, yeterli protein desteği sağlanır. Bitkisel yağ tercih edilir. Hastaya yağda eriyen vitaminler A,D,E ve K vitaminin suda eriyen formları, kalsiyum, çinko ve eğer ihtiyaç varsa demir verilmelidir. Hafif normal diyette kullanılan karbonhidratlar kompleks karbonhidratlardır. Kompleks karbonhidratlar ( nişasta )  ise ekmek, makarna, baklagiller, kuru fasulye, bezelye ve pirinç gibi gıdalarda bol miktarda bulunur. Hasar görmüş, hasta karaciğer dokusu glikojeni depolamakta zorlanabilir. Bu nedenle hastalar aç kalmamalı ve 2- 3 saat ara ile beslenmelidir. Karbonatlara ilave olarak az miktarda basit şekerler de alınmalıdır.

Sirozlu hastaların protein ihtiyacı yeterli ve aşırıya kaçmamak kaydıyla karşılanmalıdır. Protein vücutta bulunan kan ve dokuların görevlerini yapabilmeleri, onarılmaları ve yenilenmesi için gereklidir.

Günlük protein ihtiyacı her siroz hastasında farklıdır. Dekompanse dönemde genel olarak hastaya günde  80 ile 100 gramdan fazla protein verilmez. Alınan yağın miktarı da günlük kalorinin % 25 inden fazla olmamalı yani günde 40 ile 70 gram arasında yağ tüketimi yapılmalıdır. Sirozlu hastalarda yağ metabolizması bozulur. Yağların sindirimi ve emiliminde aksaklıklar meydana gelir. Hastada yağlı dışkı statore gelişebilir. Karaciğerde yağlanma denilen hepatosteatoz gelişebilir. Orta zincirli yağ asitleri beslenmede olmalıdır.  Orta zincirli yağ asitlerinin emilimi sırasında safra pek kullanılmaz. Karaciğer safra salgılamak için uğraşıp, yorulmadan emilim olur.

Siroz hastalarında tuz yani sodyum alımı kısıtlanır. Bir siroz hastası günde 2500 mg’dan fazla sodyum almamalıdır.

Siroz alkole balı olarak meydana gelmişse hastalar kesinlikle alkol tüketmemelidirler. HCV ve HBV ye bağlı sirozlarda da alkol tüketimi uygun değildir.  nikotin alımı da karaciğer üzerinde stres yapacağı için uygun değildir. Kahve, çay ve kola gibi içeceklerde bulunan kafein de karaciğerde metabolize olduğundan dolayı fazla miktarda tüketilmemelidir. Özellikle geceleri tüketiminden kaçınılmalıdır.

Karaciğer sirozu hastalarının tüketmemesi veya az miktarlarda tüketebileceği gıdalar ise şunlardır.

  • Yağda kızarmış hamur işleri, ve tatlıları
  • Mısır cipsi, patlamış mısır, patates cipsi
  • Hazır meyve suları
  • Hazır çorbalar
  • Çikolata
  • Krema
  • Helva
  • Tuzlu yağlı siyah zeytin
  • Salam, sosis, pastırma, sucuk
  • Yağda kızartılmış yumurta
  • Çemen
  • Baharatlar
  • Yer fıstığı
  • Kuruyemişler
  • Salamura balık
  • Kavurma

Siroz hastalarının kalp atım hızları yüksektir. Tansiyonları düşüktür. Elleri ve ayakları normal insanlara göre daha sıcaktır. Siroz hastalığında dolaşım normalden biraz daha hızlıdır. Bu nedenle bu hastaların normal insanlardan % 50 oranında daha fazla enerjiye ihtiyaçları vardır.  Sağlıklı bir insanın günlük kalori ihtiyacı 1400 ile 2000 kalori arasında değişirken siroz hastalarında kalori miktarı artmakta ortalama 2200 ile 3000 kalori arasına çıkmaktadır.

Siroz hastalarına bu kalori miktarının , % 50  si karbonhidrat, % 40 ı  protein ve %  10 u  yağlardan karşılanacak şekilde bir beslenme programı hazırlanır.

İleri derecede siroz vakalarında hastanın oral yani ağızdan alımı yoksa özel beslenme ürünleri ile nazogastrik sonda vasıtası ile beslenme yapılır. Gereken ve ihtiyaç duyulan vitamin ve mineraller de damar yolu ile verilir. Beslenme bozukluğu görülen hastalarda ölüm oranı çok daha fazla yüksektir.

Siroz bulaşıcı bir hastalık mıdır?

Siroz hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. siroz hastalığı karaciğeri meydana getiren dokuların hasarı sonucunda oluşur. Ancak bu hasar hepatit virüsü nedeni ile meydana geldiyse bulaşıcılık vardır. bulaşan da hepatit virüsüdür ve hepatit hastalığına neden olur. Tedavi edilmezse hepatit kronikleşebilir ve siroz hastalığı oluşabilir. Siroz hastalığı bulaşıcı değildir.

Siroz hastasının ömrü ne kadardır?

Siroz hastalığı karaciğerin bozukluğu ve fonksiyonlarını yerine getirememesi sonucu çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen ölümcül bir hastalıktır. Karaciğer sirozunun prognozu iki evrede gelişir. İlki kompanse dönemdir. Sirozun kompanse dönemde teşhisi zordur. bu dönem yıllar boyunca sürebilir. Siroz hastaları kompanse dönemde teşhis edilir ve tedaviye alınırlarsa bu dönemin uzun yıllar sürmesi sağlanabilir. Kompanse dönem genellikle 10 yıl boyunca sürebilir. Hastaların yaşam koşullarının iyileştirilmesi, yeterli ve dengeli bir beslenme programına uyması ve kendilerine iyi bakmalarına bağlı olarak bu dönemde kaliteli bir yaşam sürdürülebilir.

Ancak dekompanse dönem dediğimiz ve sirozun artık kontrol atında tutulamadığı yani karaciğer hasarının durdurulamadığı evrede hastanın yaşam kalitesi düşer. Meydana gelen komplikasyonlar genellikle ölümcüldür. İstatistiklere göre, dekompanse dönem siroz hastalarının  ortalama ömrü 2 yıl kadardır. Hastaların çoğu bu dönemde sirozdan değil , siroz nedeniyle meydana gelen, asit birikimi, böbrek yetmezliği, portal hipertansiyon, gastrointestinal kanamalar gibi hayati tehlike meydana getiren komplikasyonlar nedeniyle kaybedilir.

Siroz hastalığının bir tedavisi yoktur. Kesin tedavi karaciğer nakli ile mümkündür.

Recent search terms:

  • siroz tedavisi mümkün mü (10)

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.