Sosyal Psikoloji Nedir

Sosyal Psikoloji Nedir

Sosyal psikoloji, bireylerin başka bireylerin davranışlarını ve düşünce tarzlarını nasıl etkilediğini inceleyen bir alt daldır. Bu alanda çalışanlar genellikle sosyologlar ve psikologlardır. Sosyal psikoloji bu etkileri birey bazından incelediği gibi toplum bazında da inceler. Genel olarak sosyal psikolojinin konuları yardım, uyum, itaat, ön yargı, sosyal uyum ve saldırı gibi konulardır.

Sosyal psikoloji bir terim olarak ilk defa 1908 yılında yayınlanan bir kitapta kullanılmıştır. Bu tarihten sonra sosyal psikoloji kavramı literatüre girmiş ve daha çok araştırmacı tarafından araştırılıp geliştirilmeye başlanmıştır. 1920 yılına gelindiğinde sosyal psikolojide tutumları ölçme ve değerlendirmeyle ilgili çalışmalar hız kazanmıştır. Sonraki yıllarda ise tutum değişimi konusu ilgi çekmeye başlamıştır ve araştırmacılar bu alana yönelmiştir. Bunun yanı sıra birey ve grup davranışlarının sosyolojik boyutu üzerine çalışmalar da yapılmıştır.

Sosyal Psikoloji Nedir

Sosyal Psikoloji Nedir

İnsanlar sosyal varlıklardır ve diğer bireylerin davranışlarını hem etkiler hem de onların davranışlarından etkilenir. Bu bağlamda birden fazla sosyal etki söz konusudur. Bunlardan biri de uyumdur (conformity). Buradaki uyum kelimesi negatif bir anlam taşır çünkü uyum, gerçek ya da algılanan bir grup baskısı sonucu bireyin düşüncelerinin, davranışlarının ya da her ikisinin değişmesi anlamını taşır. Burada önemli olan nokta bireydeki değişimin kendi istediği için değil, bir grup baskısı nedeniyle oluşmuş olmasıdır. Sosyal psikolojide araştırılan bir diğer kavram ise itaattir. İtaat, bireyin yetkili ve otorite bir kişinin koyduğu kurallara uyması ve onun emirlerini takip etmesidir. Bu konu hakkında birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların en önemli ve ilgi çekici olanı Stanley Milgram’ın 1960lı yıllarda yaptığı itaat deneyleridir. Yale Üniversitesi’nde yapılan bu deneylerde denekler bir odaya götürülmüş ve denek rolü yapan işbirlikçiler yan odaya götürülmüştür. Denekler yan odadakileri göremeyecekleri bir şekilde şok aletinin önüne oturtulmuştur. Deneyin aslında hafızayla ilgili bir deney olduğu ve her yanlış cevap için yan odadakilere ceza verilmesi söylenerek denekler yanıltılmıştır. Deneyin gereğince deneklerin yan odadaki kişilere her yanlış cevap için şok vermesi gereklidir. Şok miktarı düşükten yükseğe doğru sıralanmıştır. Deney ilerledikçe deneklerden şok seviyesinin arttırılması istenmiştir. Denekler yan odadakilerin şok aldığını düşünmektedir ama aslında almamaktadırlar, sadece sesler duyulmaktadır. İşbirlikçiler bilerek bazı sorulara yanlış cevap verdikçe deneklerden şok verilmesi istenmiştir. Her şoktan sonra önceden kaydedilen bir ses kaydı oynatılarak yan odadakiler tepki veriyormuş gibi gösterilmiştir. Düşük dozdan yüksek doza ilerledikçe sesler çığlığa ve duvar yumruklamaya dönmüştür. Bu durumda denekler yetkili kişiye bakarak ne yapması gerektiğine karar vermeye çalışmıştır. Yetkili kişi “Lütfen devam edin./Devam etmeniz çok önemli” gibi direktiflerde bulundukları zaman deneklerin, yan odadan çığlıklar ve yalvarmalar duydukları halde en yüksek şok seviyesine kadar çıktıkları gözlemlenmiştir. Bu deney birçok şekilde tekrar edilmiştir. Bazıları otorite olmadan yapılmıştır, bazılarında ise deneklerle şok alanlar aynı odaya konulmuştur. Her şekilde sonuçlar çok çarpıcıdır ve insanların yıkıcı itaatini acımasız bir şekilde gözler önüne sermiştir. Bu deney günümüz şartlarıyla değerlendirildiği zaman etik açıdan yanlış bulunmaktadır çünkü deneyler kandırılmış ve ileri derece rahatsız edici durumlara sokulmuştur.

Sosyal psikoloji aynı zamanda bireyin kendi düşünceleri ve başkalarının düşünceleri hakkında ne düşündüğünü de inceler. Bu davranışa atıfta bulunma denir. Kendimize ve başkalarına atıfta bulunurken bireyler kimi zaman taraflı olabilir. Örneğin, sınavdan düşün not alan bir öğrenci bunu öğretmenin çok puan kırmasına atfedebilir. Sınavdan yüksek bir not aldığı zaman ise bunun kendi başarısı olduğunu düşünerek başarısını kendine atfedebilir. Tutum ise bireylerin nesnelere, diğer kişilere ve olaylara karşı takındığı pozitif ya da negatif reaksiyonlara denir. Tutumlar, davranışları yönetir. Bireyler bunun farkında olduğu gibi bazı zamanlar bilinçdışı da gerçekleşebilir. Eğer bireyin davranışı tutumuyla eşleşmezse bilişsel uyumsuzluk yaşanabilir. Bu teoriye göre kişinin davranışı ve düşüncesi paralel değilse kişi uyumsuzluk yaşar. Davranış ve düşünce arasındaki fark ne kadar fazla olursa kişi o kadar fazla uyumsuzluk yaşar. Örneğin, sigaranın çok zararlı olduğu bilen ama sigara içmeye devam eden bir kişi bilişsel uyumsuzluk yaşayabilir. Bu uyumsuzluk iki şekilde yok edilebilir: Düşünce değişimi veya davranış değişimi. Kişi kendini sigaranın aslında çok da zararlı olmadığını, medyanın bunu abarttığını inandırırsa düşünce değişmiş olur ve uyumsuzluk azalır. Bir başka şekilde de kişi sigara içmeyi bırakarak bu uyumsuzluğu azaltabilir. Bu da davranış değişikliği sonucu sağlanmış olur.

Sosyal psikoloji genel olarak psikoloji ve sosyolojinin ortak bir alanı olarak tanımlanabilir. Günlük yaşantıda insanların fark etmediği ama aslında insanların hayatına büyük etkisi olan itaat, yardım, uyum ve tutum gibi konuları ele alır. Sosyal psikoloji 1920’li yıllarda araştırılmaya ve geliştirilmeye başlanmıştır ama günümüzde de en çok araştırılan alanlardan biri olmaya devam etmektedir.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.